İletişim: 0332 351 55 57 - 0332 353 49 85

Slider

 

Tüm dünya gibi, millet olarak zor günlerden geçtiğimiz salgınla mücadele günlerinde en ön safta yer alan hekimlerimizin doğrudan, sağlık çalışanlarının dolaylı temsilcisi olarak odamızı görmemiz hasebiyle bazı bilgileri kamuoyu ile paylaşma ihtiyacı hasıl olmuştur.

Salgının dünyada ortaya çıktığı ilk günden itibaren alınan ve ülkemizde ilk pozitif vakanın görülmesiyle birlikte artan önlemlerden bu yana, tüm toplantılarımızda yapabileceklerimizi sürekli tartıştık. Mutabık kaldığımız kararlar çerçevesinde de elimizden geleni yapmaya gayret ettik.

Mücadelenin en önemli aktörleri olan “SAĞLIK ÇALIŞANLARI” nın birinci derecede korunmasının önemine hep vurgu yaptık. Bunun yolunun da sağlık çalışanlarının düzenli olarak eğitilmesi ve risk alanına göre yeterli derecede ekipmanla beslenmesi gerektiğini belirttik.

İlk anlarda, salgın konusunda sağlık çalışanlarının da dahil olduğu önemli bir grupta bilinmezlikten kaynaklanan kısa panik havası olmuş olabilir. Bu dönemde bazı arkadaşlarımızın hastadan mümkün olduğu kadar uzak olmaya çalıştıklarına da şahit olabiliriz. Ancak unutmayalım ki gencecik çağında askere giden ve hiç eline silah almamışken teröre ve düşmana karşı vatan, millet, bayrak gibi tüm mukaddesatımızı koruma görevini üstlenerek cephede gerekirse canını vermekten çekinmeyen Mehmetçikler’den bugün hiçbir farkımız yok. Onlara göre birçok avantajımızın olduğunu da unutmayalım.

Dünya gibi biz de bir nevi “Kurtuluş Savaşı” veriyoruz. Ben bir ilave daha yaparak diyorum ki; tüm sağlık çalışanları olarak bizler “mesleğimizin zedelenen, örselenen onurunu kurtarma savaşı” veriyoruz. “Meslek onurumuzla oynamaya çalışan dahili ve harici bedhahlar” hep olmuştur ve olacaktır. Ama hepsine inat hem içerimizde hem de dışarımızda arınmayı sağlamak yine bizlere, hepimize düşen vazifedir.

Ağzımızı açıp ifade ettiğimiz her sıkıntı manipülatörler veya kasıtlı olarak duymak istemeyenler tarafından belki hep çarpıtıldı. Ama nezaket ve vakarımızdan bir şey kaybetmeden sağlık ordusunun neferleri olarak bizler hizmete devam ettik. Yeri geldi öldürüldük bile. Salgın süreciyle beraber bir kırılma yaşanır gibi oldu ve “alkışlarla” onore edildik. Bazı vatandaşlarımız alkışların yanına, nöbetteki arkadaşlarımıza ikramlar eklediler. Teşekkür ederiz. Sayın Sağlık Bakanımızın, meslektaşlarımızın ve diğer sağlık çalışanlarının “talep değil” aklına bile getirmediği bir dönemde, performans ödemelerine dair sağladığı artış, kamu çalışanı arkadaşlarımızı memnun etmiştir ama birileri, ancak yarısı kapsama giren meslektaşlarımızın kendi talepleri olmadığı ve hükümetimizin bir kararı olduğu halde kazanımlarını itibarsızlaştırmaya çalıştılar. Tüm giderlerini kendileri karşılayan ama bu süreçte talep daralması nedeniyle ortalama % 80’lere varan gelir kayıplarına ulaşan, sonuçta mecburiyetten kapanmaları halinde yine en başta sağlık çalışanlarına olumsuz yansımaları olacak sıkıntılı durumu, çözüm arayışıyla dillendiren özel hastanelerin talebi de yine bazılarınca basitleştirilmeye çalışıldı. Bu alanda yaşanacak kayıplar diğer endüstri alanlarında yaşanacak kayıplarla eşdeğer tutuldu. Halbuki unutmayalım ki özel hastaneler normal hizmet yükünde %30, yoğun bakım hizmet yükünde ise %50’ye varan oranda yük paylaşıyordu. Kapanmaları halinde hastalarımızın organize sanayiinde herhangi bir işletmede veya başka bir endüstriyel tesiste tedavi edilemeyeceği herkesin vakıf olduğu bir gerçektir.

Tüm bunlara rağmen hiçbir engele aldırış etmeden, zaman zaman içine düşeceğimiz anlık sıkıntıları dert etmeden, yeri geldiği zaman sevdiklerimize kısa bir süre bile olsa sarılamadan, çocuklarımızı, torunlarımızı öpüp koklayamadan işimizi yapmaya devam edeceğiz. Sevgisini dokunarak ifade eden bir toplumun fertleri olarak bizler için bunun ne kadar zor olduğu da ortada.

Bu süreçte oda olarak aşağıdaki önerileri ve faaliyetleri yaptık:

  • İlimizde meslektaşlarımız ve sağlık çalışanlarının hastalarla karşılaştığı tüm ortamlara ilişkin yapılması gerekenleri yönetim kurulumuzda istişare ettik. Kamu tarafından bu amaçla yayınlanan tüm bilgi ve belgeleri meslektaşlarımızla paylaşmaya çalıştık.
  • İlimize has ama mevzuatta farklı düzenlenmiş ve süreç yönetiminde daha uygun olabileceğini düşündüğümüz kanaatlerimizi ilgili paydaşlarla paylaştık. Bunun en tipik örneği tüm üçüncü basamak yoğun bakımlı hastanelerimizin Pandemi Hastanesi olarak ilan edilmesine karşın sahada uygulama farklılığı önerimizi hem Bakanlık merkez teşkilatına hem de yerel sağlık otoritemize ilettik. Merkez otoritece yapılacak bir genel değişikliğin ülkemizin diğer illerinde ciddi uygulama sıkıntılarına yol açıp vatandaşların mağdur olacağı endişesi bizlerle paylaşıldığı için, yerelde bu kararın alınmasına gayret ettik. Ancak yerelde de en azından şu aşamada sonuç alamadık. Yazır bölgesi hastanelerimizin ana kademe yöneticiler hariç olmak üzere mevcut personelden ve COVID19 harici hastalardan arındırılarak, kamu, özel ve üniversite insan kaynağının ortak havuz olarak uzun süreli bir planlamayla nöbetleşe kullanılması önerimiz şimdilik kabul görmedi. Bu önerimize temel gerekçemiz hem insan kaynağımızın doğru, etkili ve verimli kullanılması hem de kişisel koruyucu ekipman tedariki noktasında daha az sıkıntı yaşanması idi.
  • Şu anda ilimizde statü olarak genelge kapsamında Pandemi Hastanesi olmayan kurumlarımızda bile hasta almaya bağlı enfeksiyonlar ve sağlık çalışanlarında pozitif vakalar görüldü. Bu asla korkulacak ve panikleyecek bir husus değildir. “Görülmesi yüksek ihtimal dahilinde bir olasılık” gerçekleşmiştir. Ama daha iyi yönetilebileceği de aşikardır.
  • Sahadaki meslektaşlarımızdan an itibarıyle edindiğimiz bilgiler doğrultusunda herhangi bir ekipman zaafiyeti yoktur. Test süreçlerinin yapılması ve gerekirse ilaç temini de imkanlar ölçüsünde müdürlüğümüzün ilgili birimlerince olabildiğince hızlıca yapılmaya çalışılmaktadır.
  • Sağlık çalışanlarının tamamında da önce kendilerini ve çevresindekileri korumak gibi son derece insanî bir refleks vardır. Bu nedenle de çalışanlarımızın bir kısmının beraber yaşadığı aile fertlerinden uzak yaşama imkânı varsa, salgın yönetimi süresince evde değil başka bir mekânda konaklama talebi ortaya çıkmıştır. Buna ilişkin olarak ilimizde Milli Eğitim Müdürlüğümüze bağlı Öğretmenevlerinin tahsisi ve bazı otel sahipleri ile yaptığımız görüşmeler neticesinde, kapasiteyi doğru kullanmak adına İl Sağlık Müdürlüğümüzce belirlenen kriterler çerçevesinde ve kapasite ölçüsünde tüm sağlık çalışanlarımızın konaklama talepleri karşılanmaya çalışılacaktır.
  • Yine en fazla risk grubunda yer alan çalışanlar öncelikli olmak üzere işyerinde giydikleri elbiselerin işyeri imkanları ile yıkanması ve bir sonraki mesaiye personele ulaştırılması önerimiz kabul görmüştür.
  • İlk anlardan itibaren yeterince bilinç oluşmadığı dönemleri de varsayarsak hastalığı geçirmiş olan sağlık çalışanları Ig G esaslı tarama testlerinden geçirilmelidir. Buna dair planlamayı İl Sağlık Müdürlüğümüz yapacağını belirtmiştir.
  • Süreç yönetimi 24 saattir ve birçok bileşeni vardır. Kesintisiz devam etmesini sağlayabilmek, her bileşende yaşanan sorunların hızlı çözümünü hedeflemek için Yaka Caddesinde yer alan Eğitim Merkezine kurulacak “İl İzleme Kurulu” önerimizin değerlendirme aşamasında olduğunu düşünüyoruz.
  • “Taşınabilir besi yeri” miktarının artırılıp tüm hastanelere dağıtılması ve acile müracaat edip şüpheli semptom veren hastalardan ilgili hastanece alınacak numunelerin sahadan toplanması, bulaşma riski taşıyan vakaların kontrolünü kolaylaştıracaktır. Adli kolluk olmayan hastanelerimizin sadece özel güvenliklerle bu hastaları kontrol etmeleri mümkün olmamakta ve hastaneleri terk eden şüpheliler “bulaş kaynağı” olarak topluma dönmektedir.
  • Ücretli de olsa hiçbir semptomu olmayan vatandaşlardan test yaptırma istekleri hızla artmaktadır. Bu konuda ilimizdeki meslek odaları ve basın yayın vasıtasıyla bilgilendirmeler yapılmalı ve ilgili algoritma vatandaşlara anlatılmalıdır.   
  • Salgının yönetimi sürecinde zaman zaman bilimsel algoritmaların da değiştiğine şahit oluyoruz. Bu değişikliklerin önerdiğimiz il izlem kurulu vasıtasıyla hızla çözümlenip hem bilgilendirme maksadıyla üst yönetimlere hem de sahadaki uygulayıcılara aktarılması sağlanmalıdır.
  • Salgında “eşler olarak” sahada mücadele eden sağlık çalışanlarımızın çocukları bu dönemde en fazla mağduriyet yaşayan canlarımızdır. Çünkü hem anne hem de baba ile doyasıya hasret gidermeleri zordur. Bakım açısından zorlanan çiftlerin envanteri çıkarılarak sayı kalabalık değilse ve sosyal izolasyon kurallarına uyulması şartıyla bakılabilmesi önerilerimiz arasındadır. Kamu kurumlarımızda kısmen çözülse de özelde çalışan arkadaşlarımızın sorunları devam etmektedir.
  • Hepimiz hesabı salgının uzun süreceği gibi kötü bir senaryoya göre yapmalıyız. Ancak karar alıcıların bu anlamda yükümlülüğü daha fazladır. Sağlık altyapımızın güçlülüğü ve bu sürecin patlar tarzda bir yöne evrilmeyeceği durumda hiçbir sıkıntı yaşamayacağımız herkesin kabul ettiği bir gerçektir. Ancak bu durum yöneticilerimizi rehavete sevk etmemelidir. Aynı tecrübeyi bizden daha kötü yaşayan ve bizden daha gelişmiş ülkelerin, trenleri bile hastane haline getirdiği örnekleri görünce uygun olan her alanın hastaneye dönüştürülebileceği planlar şimdiden hazır olmalıdır. Amerika’da meşhur Central Park şu anda sahra hastanesine dönüştürülmüştür.
  • Bu süreçte sağlık bilişim altyapımız sağlık çalışanlarını tedaviye odaklanmadan uzaklaştırmayacak şekilde, hızlı ve tek bir yerden bilgi girişinin yeterli olacağı bir entegrasyona kavuşturulmalıdır.
  • Aile hekimlerimiz de sahada özveri ile çalışmaktadır. Azalan normal hastaları nedeniyle oluşan boşluğu, temel koruyucu sağlık hizmetleri yanı sıra karantina ve tedavi sonrası taburcu COVID19 hastalarının takibi ile geçirmektedirler. ASM ve TSM’lerimizde çalışan arkadaşlarımız için tek talebimiz ekipman ve dezenfeksiyon işlemlerine katkı verilmesi ve eksikliğin yaşanmamasıdır.
  • Sürecin temel aktörleri sağlıkçılar ise bu anlamda ilimizde bir sağlık danışma kurulu oluşturulmasını öneriyoruz. İl Pandemi Kurulu’nun 40 üyesinden birisiyiz kurum olarak. Ancak salgın sürecinin teknik takibi sağlık ile ilgili bilim insanları tarafından yönetilmelidir. Bakanlığın kurduğu bilim kurulu da bu açıdan önemlidir ve sürecin doğru yürütülmesinde en önemli faktördür. Bu nedenle, fakültelerimizin, üniversite hastanelerimizin ve ilgili meslek odalarımızın temsilcilerinden oluşan ve müdürlük koordinasyonunda oluşturulacak bu kurul il dinamikleri çerçevesinde hızlı kararlar alınıp uygulanmasını sağlayabilir.
  • Bu süreçte sahada çalışan meslektaşlarımızla haberleşmeyi daha da fazla önemsiyoruz. Bu zamana kadar ki yaşadıklarımızı özetlediğimiz bir web tabanlı toplantıyı bugün saat 12:15-13:30 arasında odamızdan yaptık. Yaklaşık 50 kadar meslektaşımız bu ilk toplantı tecrübemizde konuğumuz oldu. Daha çok bizleri dinlediler. Onları da dinleyeceğimiz daha interaktif programları yapmayı sürdüreceğiz.
  • Altyapı olarak Halk Sağlığı Uzmanları Derneği’nin web tabanlı programını kullandık. Bu teknik desteğe aracılık eden ve görüşmemizi sağlayan N.E.Ü. Meram Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.Dr.Lütfi Saltuk Demir’e ve onun şahsında HASUDER yönetimine teşekkürlerimizi bir kez daha ifade ediyoruz.  

 

01.04.2020

Konya Tabip Odası Yönetim Kurulu Adına

Dr. Seyit Karaca

Başkan

  • 01/04/2020