İletişim: 0332 351 55 57

Slider

 

Son 15 yılda ülkemizde sağlık alanında, meslektaşlarımız başta olmak üzere tüm sağlık çalışanlarının özverili ve üstün gayret ve azimleriyle önemli işler başarılmıştır. Fiziken iyileştirilen sağlık çalışma ortamları yanı sıra politika olarak ta bu alanda köklü değişimler yaşanmıştır. Bu uğurda emeği geçen tüm meslektaşlarımıza ve sağlık çalışanlarına teşekkürü şahsım ve yönetim kurulumuz adına borç biliyorum.

Ancak, gelinen güzel noktaya gölge düşüren, sağlık çalışanlarının şevklerini kıran, kısmen hekimlerde ve sağlık çalışanlarında meslek veya branş değiştirmelere yol açan bazı olaylar da bu süreçte artış göstermiştir. Bu olayların hepsi de, kadirşinas ve kendisine yapılan iyiliğe teşekkürü unutmayan milletimize yakışmayan olaylardır.

Maalesef “sağlıkta şiddet” diye bir olgu bu ülkenin gündemine girmiştir. Amacı 7/24 hastalarına şifa dağıtmak üzere çalışmak olan sağlık çalışanları, yaşadıkları olaylar karşısında can verir konuma gelmişlerdir.

Bunun son örneği de; Iğdır’da görev yapan üroloji uzmanı Dr. Serkan Yarımoğlu meslektaşımızın yaşadığı olaydır. Meslektaşımız, 28.09.2017 günü sabahı hastayı muayene etmiş, gerekli tetkik ve tahlilleri istedikten sonra bir de psikiyatri uzmanına görünmesini istemiştir. Daha sonra muayene odasına gelen hasta tarafından bıçak darbeleri ile ağır şekilde yaralanmış olup acil olarak operasyona alınmıştır. Sağlık durumunun giderek iyiye gidiyor olması tek tesellimizdir.

Maalesef bu durum ilk değildir, son olması da en büyük dileğimizdir. Daha önceki senelerde ve bu yıl yine ülkemizde sağlıkta şiddet örneklerine rastladık. Şu anda açıklamamızı yaptığımız parka ismi verilen Dr. Ersin Arslan, Dr. Kamil Furtun gibi şiddete maruz kalarak hayatlarını kaybeden meslektaşlarımız dışında, her gün birçok meslektaşımız aldığı hizmetin değerini bilmeyen magandaların şiddetine maruz kalmaktadır.

Odamız tarafından geçtiğimiz aylarda sahada yaptırdığımız ve henüz sonuçlarını kamuoyu ile paylaşmadığımız ankette bu konuyu da ele aldık. 325 hekimin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz çalışmada meslektaşlarımızın % 73’ü bir şekilde şiddete maruz kaldıklarını ifade etmişlerdir. Bu çok üzücü bir durumdur. Bundan daha da üzücü olanı meslektaşlarımızın % 70’i çeşitli sebeplerle konuyu adlî sürece taşımamışlardır. Taşımamaya ilişkin bazı sebepler mazur görülebilir ama şiddete maruz kalan meslektaşlarımızın % 80’i hukukî süreçlerden umutlu olmaması nedeniyle olayı adlî sürece taşımadığını beyan etmiştir. Bu durum meselede sözün bittiği, eyleme geçilme zamanının geldiğinin en açık göstergesidir.

Ulusal düzeyde de hekimlere ve sağlık çalışanlarına yönelik saldırı haberlerine daha fazla rastlamaya başladık. Üzülerek söylemeliyiz ki bu durum gerçekten kaygı verici olduğu kadar biz hekimleri ve sağlık çalışanlarını derinden üzmektedir. Maalesef bu talihsiz olaylar birçok problemi beraberinde getirmektedir. Sağlıkta şiddet olayları insan sağlığı için kendi hayatından fedakarlık gösteren sağlık çalışanlarının hasta ile arasındaki iletişimi olumsuz etkilemektedir.

Bizler, sağlık çalışanı ve vatandaş arasındaki diyaloğu güçlendirerek hekimlerin ve sağlık çalışanlarının maruz kaldığı şiddet olaylarının önüne geçilebileceğini savunuyoruz. Sağlıkta memnuniyet ölçümlemesi yaparken sadece hasta memnuniyetine değil artık çalışan memnuniyetine de odaklanılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu açıdan Sayın Sağlık Bakanımızın bu menfur olaydan hemen sonra izlediği yöntemi ve meslektaşımıza yapılan saldırı konusunda çizdiği yol haritasını ve olayı çözme konusunda attığı adımları doğru bulduğumuzu ve takdirle karşıladığımızı ifade etmek istiyorum.

Yeni yasama yılına başlayan TBMM ’de görev yapan meslektaşlarımız ve sağlıkla ilgili mesleklerden gelen Milletvekillerimiz başta olmak üzere tüm Milletvekillerimize çağrımız, ilk fırsatta sağlık çalışanına yapılan sözlü, fiili her türlü saldırıya verilecek cezaların en ağır şekilde artırıldığına dair yasama çalışması yapılmasıdır. Yukarıda sayısal sonuçlarına değindiğimiz anketimiz de bu durumun aciliyetini ortaya koymaktadır.

Yaptığı hizmet açısından herkesin yaptığı iş mutlaka önemlidir ve saygıya layıktır, bizler de güvenlik, adalet veya başka bir kamusal alanda görev ifa eden herhangi bir kamu veya özel görevliden daha az saygıya layık bir iş yapmadığımızı düşünüyorum.

Bakanlığımızdan talebimiz sağlık çalışanlarının çalışma ortamlarında güvenliğin daha fazla artırılmasına yönelik tedbirlerin alınmasıdır.

Halkımızdan isteğimiz, sağlık çalışanlarının da kendileri gibi etten-kemikten varlıklar olduğunun şuurunda olarak, tedavi süreçlerinde onlara destek olmaları, teşekkür etmek bir yana, hizmet alma ahlâkı gelişmemiş ve sözlü/fiili şiddete başvuran kişilerle karşılaştıkları zaman onlara, bu yaptıklarının yanlış olduğunu hatırlatmaları, sağlık çalışanlarına destek olmaları ve çocuklarını bu kültürle yetiştirmeleridir.

Hekimlere ve sağlık çalışanlarına zarar verenler bizlerin gözünde eşkıyadır. Şehir eşkıyalarının yapmış olduğu tüm saldırıları kınıyor ve lanetliyoruz. İsteğimiz şehir magandalarına en kısa sürede bir çözüm bulunması ve caydırıcı cezalarla buna benzer vahim saldırıların bir daha olmayacak şekilde hayatımızdan çıkmasıdır. Hekimlerimize ve sağlık çalışanlarına karşı yapılan şiddete ve hayatın her alanında şiddetin her türlüsüne karşı olduğumuzu bildirmek isteriz. Çünkü bu da bir sosyal terördür. Her seferinde dile getirdiğimiz gibi terörün her türlüsünü lanetliyoruz. Tüm hekimlerimiz adına bu vahim saldırıların sonucunu yakından takip edeceğimizi kamuoyuna saygıyla belirtir ve Konya Tabip Odası Yönetim Kurulu olarak tüm sağlık camiasına geçmiş olsun dileklerimizi sunarız.

 

                                                                                    Dr. Seyit KARACA

                                                                              Konya Tabip Odası Başkanı

  • 02/10/2017